Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu’daki güvenlik yapısını önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip. Bu anlaşma, Husi saldırılarına karşı oluşturulacak kalkan ve Husilerin barışa yönlendirilmesi gibi unsurlarla Mekke Paktı’nın büyük bir sınavdan geçeceğini öngörüyor.
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde, Mekke Savunma Anlaşması’nın bölgesel güvenliğe etkilerini ve Türkiye’nin Suudi Arabistan’a sağlayabileceği askeri desteğin boyutlarını ele aldı. Husi saldırılarının artması ve sivil kayıpların yaşanması, bu Pakt’ın işlevselliği üzerine özellikle Arap dünyasında çeşitli tartışmalara yol açtı.
Riyad’da yapılan olağanüstü toplantının ardından, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, belirlenen askeri kuvvet ve kabiliyetlerin Suudi Arabistan’a konuşlandırılması için gerekli önlemleri alma kararı aldı. Bu bağlamda, benzer savunma anlaşmalarının çalışma yöntemlerine bakarak, somut askeri katkıların neler olabileceği üzerine projeksiyonlar geliştirmek önem taşıyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın işleyişinde, pakta dahil olan tüm tarafların karar birliği sağlaması gerektiği vurgulanıyor. NATO gibi kolektif savunma örgütlerinde bu tür bir karar birliğinin sağlanmasının zorluğu göz önünde bulundurulduğunda, Mekke Paktı’nın karşılaştığı zorluklar daha da belirginleşiyor.


