Yıllar önceydi.
Hoş sohbet, taklitçi bir adamdan Haluk Levent ile ilgili öyküler dinlemiştim. O zamanlar deprem ya da AHBAP olayı yoktu.
“Çok iyi tanırım, beraber çok iş yaptık, sürekli yanındaydım” diyerek anlatmaya başlamıştı.
Öyle süsleyerek, öyle taklitler yaparak, öyle renklendirerek anlatıyordu ki… Anlattığı her hikayeye kahkahalarla gülüyordum.
Çünkü gerçekten komik dolandırıcılık hikayeleriydi bunlar. Sülün Osman’ın köprüyü satma öyküleri gibi.
İkna ederek parasını alabileceği kişilerin zayıf noktalarını çok iyi saptamış. Harika bir kurguyla kurbanının üzerine gider, müthiş bir tatlı dille adamı dolandırırmış.
Borç isteyip de alamadığı olmazmış. Aldığı borcun da üstüne yatarmış.
Tonlarca hikaye anlatmıştı o hoş sohbet adam. Gülmüştüm, eğlenmiştim ama pek de inanmamıştım.


