Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Sercan Karav, iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların tarımsal üretim üzerindeki etkilerini dile getirerek, yerli ve ata tohumlara yönelik çalışmaların öneminin arttığını belirtti. Antalya’da düzenlenen “5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi” için bulunan Karav, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, değişen iklim koşulları nedeniyle yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesine yönelik adımların önem kazandığını ifade etti.
Karav, artan sıcaklık ve su stresinin ürünlerin yetişme koşullarını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Bir ürünün geliştirilmesi sırasındaki optimum değerlerin de değiştiğini görüyoruz. Bir bölgede bir ürünü yetiştirebilirken, artık o bölge o ürün için optimum bir bölge olmaktan çıkabiliyor. Bu da farklı ürünlere yönelimi beraberinde getiriyor.” dedi.
Bu değişimin üreticileri daha dayanıklı türlere yönelttiğini, özellikle suya daha dirençli ürünlerin tercih edildiğini vurguladı. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine karşı yürütülen çalışmalara değinen Karav, Türkiye’nin yerli ve ata tohum varlığının bu süreçte önemli bir potansiyel oluşturduğunu dile getirdi.
Geleceğin koşulları dikkate alınarak üretim planlaması yapılmasının önemine işaret eden Karav, “Özellikle yerli tohum ve ata tohum projelerimiz çok kıymetli. Bu alanda kendi teknolojimizle geleceği dikkate alarak ürünlerimizi yönlendirmemiz gerekiyor.” diye konuştu. Türkiye’nin tarım alanında geçmişten gelen önemli bir birikime sahip olduğunu ve bu birikimin mevcut koşullarda daha da değer kazandığını ifade etti.
Karav, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ile üniversitelerin önemli araştırmalar gerçekleştirdiğini aktardı. Farklı destek mekanizmalarıyla yerli üreticinin ve tarım-gıda alanındaki çalışmaların güçlendirilmesinin önemini vurguladı. İklim değişikliğiyle ürün tercihlerinde ve çeşitlilikte değişim yaşandığını belirten Karav, dayanıklılığın giderek daha belirleyici hale geldiğinin altını çizdi.
“Artık daha dirençli türlere yöneldiğimiz için daha sınırlı sayıda ürün seçeneği önümüzde. Bu nedenle lezzet artık birinci kriter olmaktan çıkıyor, dayanıklılık öne çıkıyor. Bu da bizim lezzeti artık eskiden bulduğumuz kadar bulamamıza neden oluyor.” dedi.
Karav, protein kaynaklarının da değişmeye başladığını ifade ederek, bilim insanlarının artık alternatif protein kaynakları aramak zorunda olduğunu belirtti. Üretim süreçlerinden elde edilen atıklardan protein izole edilerek gıda zincirine kazandırılması gerektiğini vurguladı. Daha önce protein kaynağı olarak düşünülmeyen yosun kökenli ve farklı bitkisel proteinler üzerine bilim camiasında yoğun çalışmalar yürütüldüğünü, bunların klasik ürünlere entegrasyonuna yönelik araştırmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.


