Öğrenciler için sınav dönemleri, yalnızca akademik bir değerlendirme süreci değil, aynı zamanda yoğun zihinsel ve duygusal yüklerin yaşandığı zorlu bir dönem olarak öne çıkıyor. Beykoz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pınar Kurt Combil, sınavlarda yaşanan performans düşüşlerinin çoğunlukla bilgi eksikliğinden değil, kaygının bilişsel süreçler üzerindeki etkisinden kaynaklandığını belirtti. Günümüzde sosyal medyanın bu kaygıyı artıran önemli unsurlardan biri haline geldiğini ifade etti.
Combil, dijital kültürün sınav kaygısını besleyen faktörlerden biri olduğunu vurgulayarak, “Sosyal medyada çoğunlukla başarılar görünür olurken, insanların zorlandıkları süreçler görünmez kalıyor. Öğrenci kendi gerçekliğiyle başkalarının vitrindeki başarılarını karşılaştırıyor. Bu da ‘Herkes benden daha iyi hazırlanıyor’, ‘Ben geride kaldım’ gibi düşünceleri besleyerek yetersizlik hissini ve kaygıyı artırabiliyor. Özellikle sınav dönemlerinde sosyal medya kullanımının bilinçli şekilde sınırlandırılması, psikolojik açıdan koruyucu olabilir” dedi.
Combil, öğrencilerin sınav sırasında yaşadığı ‘bildiğini unutma’ deneyiminin çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, yoğun kaygıdan kaynaklandığını belirtti. “Sınav anında yükselen kaygı dikkati bozar ve okunan soruyla bilgiyi bağdaştıracak olan çalışma belleğini işgal eder. Öğrenci bir yandan soruyu çözmeye çalışırken diğer yandan ‘Ya yapamazsam?’ düşüncesiyle zihinsel enerji harcar. ‘Beynim durdu’ hissi, kaygının bilişsel kaynakları geçici olarak bloke etmesinin bir sonucudur” şeklinde konuştu.
Stresin her zaman olumsuz bir etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Combil, orta düzeyde stresin…


