Yeni bir araştırma, hafif güneş ışığının ciltte kızarıklık yaratmasa bile DNA hasarına yol açarak kanser riskini artırdığını gösterdi. 02.10.2026 tarihinde Avustralya’daki QIMR Berghofer Tıbbi Araştırma Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen dermatoloji araştırması, sabah erken saatlerde veya akşamüstü hissedilen hafif güneş ışığının cilt hücrelerinde belirgin DNA hasarına neden olduğunu ortaya koydu.
Bilim insanları, açık ve buğday tenli yaklaşık 60 gönüllünün sırt bölgesini günün farklı saatlerindeki doğal güneş ışığına eşdeğer düşük ve yüksek yoğunluklu ultraviyole radyasyonuna maruz bıraktı. Uygulamanın ardından alınan doku biyopsilerinde, hücrelerin stres altında salgıladığı ‘p53’ proteini seviyeleri ve doğrudan UV kaynaklı DNA lezyonları analiz edildi.
Laboratuvar incelemelerinde, ciltte herhangi bir güneş yanığı, kızarıklık veya pembeleşme görülmemesine rağmen hücre çekirdeğindeki DNA yapısında ölçülebilir hasar oluştuğu saptandı. Araştırmacılar, hücresel tahribatı belirleyen temel faktörün güneşin anlık yakıcılığı değil, vücudun maruz kaldığı toplam UV dozu olduğunu belirtti. Öğle saatlerinde kısa sürede alınan yüksek UV miktarı ile günün erken veya geç saatlerinde dışarıda uzun süre kalarak biriken zayıf UV dozunun cilt üzerinde aynı hasar verici birikime yol açtığı vurgulandı.
Çalışmanın eş lideri Prof. David Whiteman, düşük dozlu güneş temasının hemen kansere dönüşmediğini ancak aylar ve yıllar içinde biriken bu fark edilmeyen mikroskobik hasarların hücresel mutasyonları tetikleyerek cilt kanserine zemin hazırladığını ifade etti. Güneş kremi kullanmanın günlük rutinin bir parçası olması gerektiği de belirtildi.


