ABD’deki Arizona Üniversitesi’nden sinir bilimciler, yaşlılıkta görülen hafıza değişimlerinin beynin gerilemesi anlamına gelmediğini, aksine beynin birikmiş tecrübeleri daha verimli kullanmak amacıyla kendini yeniden optimize ettiğini ortaya koydu. Araştırmada, geleneksel nörobilim çevrelerinin uzun süredir savunduğu ‘yaşlılık bir telafi ve gerileme dönemidir’ tezinin geçersiz olduğu belirtildi. Bilim insanları, çocukluk döneminde yaşanan nörolojik sıçramaların benzerinin ileri yaşlarda da gerçekleştiğini ifade ederek, yaşlanmanın zihinsel kapasite kaybı değil, genetik olarak korunmuş adaptif bir gelişim evresi olduğunu öne sürdü.
Araştırmaya göre, yaşlandıkça beynin anlık ve detay hafızasını yöneten hipokampus bölgesi geri plana çekilirken, genel bilgi ve tecrübeleri işleyen ön beyin kabuğu kontrolü devralıyor. Hipokampusun aşırı enerji tüketen bir yapı olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, beynin kaynaklarını tasarruflu kullanmak ve gençlikte edinilen devasa veri birikimini organize etmek için bilinçli bir görev değişimi yaptığını saptadı. Yaşlılıkta bazı sinirsel bağlantıların ve sinaps ağlarının zayıflamak yerine belirgin biçimde güçlendiği tespit edilirken, beynin önceliği günlük önemsiz ayrıntıları hatırlamaktan çıkarıp toplumsal bilgi aktarımı, derin tecrübe ve sosyal ilişki yönetimine yönlendirdiği belirlendi.
Çalışmanın başyazarı psikolog Fabian-Xose Fernandez, “Normatif yaşlanmayı yalnızca bir zihinsel çöküş ve kayıp hikayesi olarak okursak büyük resmi kaçırırız” dedi.


