HÜRMÜZ Boğazı’nda yaşanan olaylar artık yalnızca petrol piyasasının meselesi değil. Trump’ın demeçleri, anlaşmaları ve saldırılarıyla dalgalanan petrol fiyatları, gündemi meşgul ediyor. Toplumun haberlere tepkisi ne kadar azalsa da, iş dünyasına yansımaları acı verici bir şekilde artıyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Enerji yolları daha riskli hale geldi, enerji maliyetleri yükseldi ve sigorta ile navlun fiyatları zirve yaptı.
Petrol ve dizel fiyatlarının artışı, otomobil ve taşımacılık sektöründeki dönüşümü hızlandırıyor. Bu dönüşümde en büyük kazananlardan biri de Çin olabilir. Reuters’ın 13 Ağustos’ta yayımladığı analiz dikkat çekici. Habere göre, İran savaşının başladığı 28 Şubat’tan sonraki dört ayda, Çin’in elektrikli kamyon ihracatı iki katından fazla arttı. Güney Asya’nın Çin’den elektrikli kamyon ithalatındaki artış ise geçen yılın aynı dönemine göre beş katı buldu.
Reuters, bu sıçramanın önemli nedenlerinden biri olarak Hürmüz’deki krizle birlikte yükselen dizel fiyatlarını gösteriyor. Bir otomobil sahibinin yakıt maliyeti arttığında sıkıntı yaşıyor. Ancak yılda on binlerce kilometre yapan bir kamyon, otobüs veya ticari filonun yakıt maliyetinin artması, şirketin bilançosuna olumsuz yansıyor.
Petrol fiyatları yükseldikçe elektrikli araçlara geçişin maliyeti de değişiyor. FINANCIAL Times’ın dün yayımladığı “İran savaşı Çin’in enerji stratejisini haklı çıkardı” başlıklı analiz, hikâyenin daha büyük bir boyutuna dikkat çekiyor. FT’ye göre, Çin, yaklaşık 20 yıldır enerji güvenliğini yalnızca daha fazla petrol ve doğalgaz bulmak üzerine inşa etmedi. İthalat kaynaklarını çeşitlendirmek ve yenilenebilir enerjiye yönelmek de stratejileri arasında.